MASTİTİS (MEME AĞRISI – MASTİT)
- Büyükbaş Hastalıkları, Hastalıklar, Küçükbaş Hastalıkları, Slider
- 28 Mart 2025
- Yorum yaz
- 1.120 kez görüntülendi

Mastitis; Meme bezinin çeşitli irkiltici etkilere karşı tepkisidir. Memenin irkiltici etkiyi nötralize etmek, yıkımlamak, kendini yenilemek ve normal fonksiyonlarına yeniden dönebilmek için gösterdiği fiziksel, kimyasal, bakteriyolojik ve patolojik değişiklikler çeşitli mastit formlarının ortaya çıkmasına neden olur.
Mastitise Duyarlılık Oluşturan Faktörler:
Sütte nicel ve nitel bozukluklara neden olan mastitislerin etiyolojisinde mikroorganizmaların rolü büyüktür. Enfeksiyona neden olan, bu etkenlerin memeye yayılması, sadece mikroorganizmaların virülensine bağlı olmayıp, aynı zamanda memenin etkenlerle karşılaşma süresi, derecesi ve sıklığı da önemlidir. Bunların yanı sıra, bazı faktörler, memelerin mastite karşı duyarlılıklarını artırarak, enfeksiyonun oluşmasına yardım ederler. Mastitis predispozisyon faktörleri olarak bilinen bu faktörler, ineklerin fizyolojik ve memenin anatomik yapı faktörleri, besleme, barınma, iklim ve sağım koşullarını içine alan çevresel faktörler olarak özetlenebilir.
1) Fizyolojik Faktörler:
Yaş ve Laktasyon dönemi: Süt ineklerinde yaşın ilerlemesi meme dokusunun doğal direncini azaltarak, diğer faktörlerle birlikte mastitise duyarlılık oluşturur. İneklerde normal ductus papillaris, bakterilerin memeye girmesini engellemektedir. Yaş ile birlikte ductus papillaris, bu özelliğini yitirmektedir. Yaşın ilerlemesi ile birlikte meme sfinkterleri gevşer ve bu nedenle mastitis insidensi artar.
Mastitisler laktasyonun her döneminde görülmekle beraber, en sık olarak kuru dönemde, memelerin aktif olarak küçüldüğü involusyon, kolostrogenezis ve laktasyonun erken dönemlerinde şekillenmektedir.
Sağım Özelliği: Mastitisler, mikroorganizmaların meme başı kanalı ile meme dokusuna ulaşmaları sonucu şekillenir. Bu nedenle, iki sağım arasında meme başı kapanarak mikroorganizmaların girişine engel olur. Bu özelliğinden dolayı bakterilerin memeye girişinde sfinterin önemli rolü vardır. Mastitis, kolay sağılan meme loplarında, zor sağılanlarara oranla, daha fazla ortaya çıkar.
Süt Verimi:Süt verimi arttıkça, mastitis rastlantısı da artmaktadır. Bu nedenle süt veriminin en yüksek olduğu laktasyonun ikinci ayında, akut mastitis insidensinde artış görülmektedir.
Irk:
2) Anatomik Faktörler:
Meme ve Meme Başının Anatomik ve Morfolojik Yapısı: Meme ve meme başının ve de meme başı kanalının bazı bozuklukları, etkenin memelere kolonize olmasına ve meme içine girmesine yardım etmektedir. Büyük, sarkık, gevşek memeler meme başlarının yere değmesinden ötürü yaralanmaya daha duyarlıdır. Bunun yanı sıra, konik biçimli meme başı bulunan ineklerde, silindirik meme başlarına oranla daha fazla mastitis görülmektedir. Meme ve meme başının şekli ve biçimi ile birlikte, meme başının uzunluğu, çapıda masittis görülmesi açısından önemlidir.
Mastitise dayanıklı ineklerin seçilmesi sırasında; meme başı yer uzaklığı 40 cm’den fazla, meme başı uzunluğu 6,5 cm’den kısa, sağrı yer uzaklığının 134 cm’ den yüksek olmasına dikkat edilir. Meme başı kanal çapı arttıkça, enfeksiyon olasılığı artmaktadır.
Meme ve Meme Başı Yaraları: Memelerin doğmasal anatomik bozuklukları yanı sıra, meme ve meme başının sonradan oluşan travma ve yaralanmaları da memeyi mastitise duyarlı kılmaktadır.
3) Çevresel Faktörler: Hava koşulları ile mastitis arasında bir ilişki kurulmaya çalışılmaktadır. Özellikle klinik mastitis insidensinde, yaz aylarında bir artış görülmektedir.
4) Ahır ve Barınağa Bağlı Faktörler: Ahır ve barınakların yapısı, büyüklüğü, şekli, yataklık olarak kullanılan maderdin tipleri, havalandırma, ışıklandırma memeleri bakteriyel enfeksiyonlara karşı duyarlı kılan faktörlerdendir. İneklerin bağlandığı birbirinden ayrı bölmeler geniş ve yerince uzun olmalıdır. Eğer bu genişlik ve uzunluk yeterli olmazsa, inekler yatıp kalkarken birbirlerinin meme başlarına basarlar ve bu durumda mastitise duyarlılık oluşturur.
Ahır ve barınakların zemini düzgün ve aynı zamanda da idrar oluğuna doğru hafifçe eğimli olmalıdır. Ayrıca, ineklerin ayakları kaymaması için, beton zeminin çok kaygan olmaması, üzerine yataklık olarak tahıl saplarının serpilmesi gereklidir. Ancak ahır ve barınaklarda uzun süre değiştirilmemiş, pis, ıslak ve memeleri tabanın soğuk etkisinden yeterince korumayan sap-saman gibi yataklıklar bakterilerin üremesine ve mastitis oluşumuna yardım ederler.
Ahırlardaki havalandırmanın yetersiz olması, mastitislere karşı duyarlılık oluşturmaktadır. Bu bilgiler ışığında ahır ve basrınakların aydınlık, havadar, cereyansız, yeterince büyüklükte olması, zemine bol altlık serilmesi, ineklerin gezinti yerlerinin düzgün olması meme enfeksiyonlarında önemli ölçüde azalmalara yol açacaktır.
5) Beslenme: Beslenme açısından özellikle rasyonların dengeli olması gözetilmeli ve mutlaka ineklere kuru dönemde selenyum ve E vitamini takviyesi yapılmalıdır. Her iki madde de, meme dokusunu oksidatif yıkılmamaya karşı korumakta ve fagositik aktiviteyi artırmaktadır. Ayrıca kuru dönemin sonlarında inekler konsantre yemlerle beslenmemelidir.
Rasyonlardaki tuz ve bikarbonat içeriği yüksek ise, meme ödemi riski artmakta ve sonuçta mastitise duyarlılık şekillenmektedir. Bu nedenle i laktasyondan birkaç hafta önce, rasyondaki katyon/anyon dengesi iyi ayarlanmalıdır.
6) Sağım Şekli: Sağım ile mastitis çok yakından ilişkilidir. Tam ve doğru yapılmayan sağımdan sonra memelerde zedelenme ve yaralanma riski artar, mastitits için uygun koşullar oluşur.
Meme dokusu, kapalı bir sistem olup, buraya bakterilerin girmesine engel olan anatomik ve fizyolojik engellere sahiptir. Bu nedenlerden ötürü kendini, mastitise karşı koruyabilmektedir. Oysa, sağım esnasında, anatomik ve fizyolojik yapılar oldukça zorlanmakta ve meme başı sfinkteri kısmen gevşemektedir. Bu durum, mikroorganizmaların memeye girişini kolaylaştırmaktadır. Mastitis açısından, gerek elle gerekse makinalı sağımda, sütün indirilmesi mutlaka uyarılmalıdır. Aksi taktirde, memede kalan süt, her iki sağım seklinde de, memelerde travmaya yol açarak mastitislere neden olmaktadır.
Makinalı sağımda, makine yapı ve fonksiyon bozuklukları mastitislere duyarlılık oluşturur. Kullanılan sağım başlıklarının iç yüzeyleri yumuşak lastik ile kaplı olmalı, kullanılan lastik materyal dezenfektan maddelerden zarar görmemeli, memeye kolayca uygulanmalıdır. Çatlayan ve kırılan kısımlar hemen değiştirilmelidir. Aksi takdirde sağım esnasında meme derisinde yaralanmaya neden olarak, mastitislerin oluşmasına ortam hazırlar. Bunlardan başka, sağım başlıkları memeye uygun yerleştirilmeli ve sağım biter bitmez hemen çıkarılmalıdır. Çünkü memede süt varken vakum sadece meme başının dış deliğini etkilediği halde, süt kalmayınca mukozayı zedeler ve enfeksiyona duyarlılık oluşturur.
Makinalı sağımda, memeye uygulanan vakum ile mastitis arasında yakın bir ilişki vardır. Sağım makinalarının çalıştığı vakum düzeyi 25.4-27.9 cm/Hg basıncı ile 34.5-40.6 cm/Hg basıncı arasında olmalıdır. Yüksek vakum, meme başını ve dokusunu aşırı ölçüde gerer ve meme başını sağım başlığının içine çeker. Düşük vakumda, sağım yavaşlar ve meme başını daha uzun süre emme etkisi altında kalmasına yol açar.
Meme başına uygulanan pulzasyon ile mastitis arasında önemli ilişki vardır. Pulzasyon sikluslarının, sağım makinalarının yapısına göre, dakikada 48-120 arasında değişebilir. Pulzasyon hızı ise bir dakikadaki pulzasyon sayısı demektir. Pulzasyon hızı pulzatörce ayarlanmakta ve 40-70 arasında ortalama 50’dir. Çok düşük pulzasyon hızı meme başlarında dolaşım yetersizliğine ve sonuçta ağrıya neden olur. Pulzasyon hızının yüksek olması, ductus papillarisi zorlar ve onun bakteri girişini engelleyici gücünü yitirmesine neden olur.
Mastitis ile sağım evresinin, dinlenme evresine oranı olan pulzasyon oranı arasında ilişki vardır. Pulzasyon oranı, sağım hızını etkileyen bir faktördür. Sağım makinalarında bu oran 50/50, 60/40, 70/30 ‘dur. Pulzasyon oranının fazla olması, meme başında konjesyona bağlı mastitis oluşturur.
Ayrıca ister makinalı isterse elle sağım yöntemlerinde memelerin temizliği ve sağım öncesi ve sağım sonrası uygulanan hijyenik önlemler ile mastitislerin oluşması arasında ilişki vardır. Uygun bir sağım öncesi ve sağım sonrası dezenfektan solüsyonu kullanmak mastitis ile karşılaşma oranlarını önemli ölçüde azaltmaktadır. Özellikle sağım makinaları, sağım sonrasında etkili temizleyiciler ile temizlenmelidir.
Mastitis Tanımı ve Sınıflandırılması:
Mastitis, meme yangısı, genel olarak, memenin deriyi içermeyen grandüler dokusunun yangısıdır. Kısaca, meme dokusunun irritan etkilere yanıtı olarak tanımlanan mastitis, meme dokusunda ve sütte yaptığı değişikliklere göre; klinik ve subklinik mastitisler olarak sınıflandırılır.
Klinik Mastitisler: Klinik mastitisler, gerek meme dokusunda gerekse sütte gözle görülebilir değişikliklerin olduğu mastitislerdir. Meme dokusunda şişlik, ağrı, kızarıklık ve süt veriminde azalma vardır. Bazen bir veya birden fazla meme dokusunda, süt üretimi tamamen durmuş olabilir. Sütte renk değişimleri, koku, sulanma, pıhtı ve flakonlar görülebilmektedir. Enfeksiyonun şiddetine bağlı olarak genel durumda bozulabilmektedir.
Klinik mastittisler olgunun süresine göre; Perakut, Akut, Subakut, Kronik mastitis olmak üzere sınıflandırılmaktadır.
Subklinik Mastitisler: Enfeksiyon etkenlerinin meme dokusunda bulunmasına karşın, memede ve sütte gözle görülebilir, bir bozukluğun olmadığı mastitis şeklidir. Kolay tanınmadıkları için sürü içersinde sürhatle yayılırlar ve bu nedenle üzerinde önemle durulması gerekli bir olgudur. Sütçü inek işletmelerinde oldukça büyük ekonumik kayıplara yol açan mastitislerde, kaybın %70’i subklinik mastitislere bağlıdır.
Etiyolojisi:
Mastitise neden olan mikroorganizmalar; Kontagiyöz, Çevresel, Fırsatçı ve diğer etkenler diye 4 grupta incelenmektedir.
Kontagiyöz Mikroorganizmalar: Kontagiyöz etkenlerin kaynağı enfekte memeler olup, fiziksel temaslarla taşınmaktadır. Bu mikroorganizmalar sürü içinde, sağım hijyenine dikkat edilmemesi durumunda yayılmaktadır. Bu grup mikroorganizmalar meme içinde üreyerek, subklinik mastitislere yol açarlar.
- Staphylococcus aureus
- Streptecoccus agalactia
- Mycoplasma bovis
- Corynebacterium bovis
Çevresel Mikroorganizmalar: Mastitise sebep olan kontagiyöz etkenler, bazı mastit kontrol yöntemleri ile kontrol altına alınırken, çevresel etkenlerin kontrolü ancak, ahır hijyeninin sağlanmasıyla mümkündür. Ayrıca, oluşan klinik mastitisler yüksek oranda bu grup etkenlere bağlı şekillenmektedir.
- S. Uberis
- S.dysgalactia
- E.coli
- Klebsiella pneumoniae
- Klebsiella oxytoca
- Enterobacter aerogenes
Fırsaltçı Mikroorganizmalar: Bu grupta 20’ye yakın stafilakok türü bulunmaktadır. Stafilakok türleri, sağlıklı meme derisinde bulunur, herhangi bir fırsat doğarsa meme kanalına girer ve süt yapan dokulara yerleşir. Bu tür etkenler sürüde yaygın olarak izole edilmekle beraber, klinik bozukluk oluşturmazlar ve sadece somatik hücre sayısında çok az artışa yol açarlar.
Diagnoz:
Mastitislerin tanısı; memelerin ve sütün klinik, kimyasal, fiziksel, hücresel ve bakteriyolojik muayeneleri ile yapılmaktadır.
Tedavi:
Veteriner Hekiminize danışınız!
Kaynak:
- Prof. Dr. Ayhan BAŞTAN (İneklerde Meme Hastalıkları)










Henüz yorum yapılmamış.