Web sitemize hoşgeldiniz, 10 Haziran 2026,
Anasayfa » Hayvan Besleme » Sığır Besleme » 1 Yaş-Doğuma 2 Ay Kala Düve Beslemesi

1 Yaş-Doğuma 2 Ay Kala Düve Beslemesi

REKLAM ALANI
1 Yaş-Doğuma 2 Ay Kala Düve Beslemesi

Bu dönemde sadece kaliteli kaba yem düvelerin ihtiyacını karşılar, ancak Ca-P ve diğer vitamin-mineral takviyesi yapılması önerilmektedir (Linn ve ark, 2008b). Kaliteli merada otlayan düveler de, başka bir yeme ihtiyaç duymazlar, ancak meranın mevsime bağlı olarak kalitesinin düşmesi durumunda bir miktar ilave yem verilmelidir (Linn ve ark., 2008b). Bu donemde arzu edilen GCAA 772-908 gramdir ve bu hedefin tutturulmasında gerekli tane yem takviyesi yapılmalıdır (Linn ve ark., 2008b: Fricke, 2013).

Beslenme ve döl verimi ilişkisi detaylı bir konudur. Ancak burada kısaca beslenme ve düvelerde (ve genel manada ineklerde) fertilite konusuna değinilecektir. Düve rasyonlarında enerji, fosfor ve vitamin A eksikliğinde östrus görülmez (Linn ve ark., 2008b). Dolayısıyla rasyon hazırlarken bu besin unsurları ve enerjinin dengeli olmasına özen gösterilmelidir. Rasyondaki enerji fazlalığı, kan glikoz, insülin, IGF-1, gonadotropin serbestleştirici hormon (GnRH) ve luteinize edici hormon (LH) düzeylerinin yükselmesine neden olmaktadır (Santos, 2008), Kandaki bu hormon ve metabolitlerin yüksek düzeyde olması, hızlı büyümeyi, erken pubertayı ve östrusu tetikler. Rasyondaki enerji düzeyinin düşük olması durumunda ise, tersi etki oluşturarak büyüme yavaşlar ve olumsuz reprodüktif etkiler şekillenir. Düvelerde ilk östrus birçok faktöre bağlı olmakla birlikte genelde CA ile ilgilidir ve 12 aylık yaştan önce gerçekleşir (Linn ve ark., 2008b). Normalden fazla besleme (yüksek enerji) rejimi durumunda, östrus erken görülürken, zayıf besleme koşullarında da östrus gecikir (Linn ve ark., 2008b). Her iki durumda da östrus gizli de seyredebilir (Linn ve ark., 2008b). Yağlı düvelerde ilk seferde döl tutma şansı da zayıf olur (Linn ve ark. 2008b). Dolayısıyla, düve rasyonlarında enerji dengesinin (ne eksik ne fazla) kurulması gerekir. Garnsworty ve ark. (2008), ineklerde tohumlama döneminin başında, sağlıklı ovaryum fonksiyonları için rasyon nişastasının 160 gr/kg KM üzerinde, rasyon yağının ise 44 gr/kg KM altında olması gerektiğini bildirmiştir.

B-karoten, vitamin A’nın prekürsörüdür. ß-karoten, merada ve diğer yeşil yaş yemlerde bolca bulunmaktadır. Ancak kuru ot ve mısır silajında B-karoten düzeyi düşüktür (Kamimura ve ark., 1991). ß-karoten, vitamin A’dan bağımsız olarak çalıştığı ve süt sığırları rasyonlarında konsantrasyonları arttıkça reprodüktif performansın artırdığı bildirilmiştir (Kawashima ve ark., 2012).

Rasyon fosfor düzeyinin % 0,2’den az olması durumunda reprodüktif fonksiyonların aksadığı bildirilmiştir (McClure, 1994). Ancak, fosforun rasyonda fazla oranda bulunması ise rasyonun dengesini bozmakla birlikte, dışkı ile atıldığından çevre kirliliğine neden olmaktadır (Spears ve ark., 2003). İz minerallerden selenyum, rasyona ilave edildiğinde reprodüktif fayda sağladığı rapor edilmiştir (Santos, 2008).

Rasyonda kullanılan iyonoforlar, leptinin etkisini artırarak fertiliteyi etkilemekte ve puberta yaşını düşürmektedir (Pence ve ark., 2008). Leptin düzeyi, yüksek enerjili rasyonla beslemede yükselmekte ve GnRH salınımını artırmaktadır (Schneider, 2004). Yüksek miktarda pamuk tohumu ile birlikte tüketilen gosipol, düve ve ineklerde fertiliteyi olumsuz etkilemektedir (Bisinotto ve ark., 2012). Pamuk tohumunun rasyonlarda kullanımı ve sınırları, aşağıda yemler kısmında verilmiştir.

Düvelerin ergenlik öncesi protein ihtiyaçları %14-15 kadardır. Bu miktar, vücut CA’nın KM bazında günlük %2,15’ine karşılık gelir (Zanton ve Heinrichs, 2008). Protein ihtiyacı ergenlik sonrası düveler için %13-14 olup, bu miktar vücut CA’nın KM bazında günlük %1,65’ine karşılık gelir (Zanton ve Heinrichs, 2008).

Düve için hazırlanan rasyonda ham protein düzeyi, özellikle protein türü, düve fertilitesinde önem taşımaktadır. Fazla miktarda rumende çözünen türden protein (RDP), fertilite problemlerine neden olmaktadır. Aşağıda RDP ve RUP hakkında detaylı bilgi verilmiştir. Elrod ve Butler (1993). 14 aylık yaştan büyük holstein düve rasyonlarına ham proteinin %73 kadarı RDP (normal düzey) veya %82,5 düzeyinde RDP (yüksek düzey) yedirmişler ve yüksek düzeyde RDP içeren rasyonun, ilk kızgınlıktaki gebe kalma oranını düşürdüğü (%61 ve %82), plazma üre nitrojen (PUN) düzeyini yükselttiği ve uterus pH’sını düşürdüğünü bulmuşlardır. Bu sonuçlara göre, rasyondaki fazla miktardaki RDP, luteal fazda uterus pH’sını düşürerek fertilite problemlerine neden olmaktadır (Elrod ve Butler, 1993). Uterus pH’sının yükselmesi aynı zamanda folüküler gelişmeyi ve embriyonik büyümeyi de engellemektedir (Tamminga, 2006).

Rasyonlarda yüksek düzeyde RDP kullanımı sadece düvelerde değil aynı zamanda süt sığırlarında da fertilite problemlerine neden olmaktadır Ancak bu durum, düve ve süt ineklerinde ürenin uygun düzeylerde kullanımına engel değildir. Üre hakkında detaylı bilgi aşağıda yemler kısmında verilmiştir. Rasyonlarda protein ve RDP kullanımı konusunda önemli kriterler belirlenmiştir. Örneğin, süt sığırlarında rasyon ham proteini %20’yi aşmamalı, total proteinin %65’ten fazlası RDP olmamalı, protein ve enerji dengesi kurulmalı (bunun için rasyona yağ katılabilir) ve rutin olarak süt üre nitrojeni (BUN) takip edilmelidir (Young, 2003)

Plazma ve süt üre nitrojen konsantrasyonları benzer değerleri taşımaktadır, dolayısıyla bu iki parametreden birinin ölçülmesi diğeri hakkında yaklaşık olarak aynı bilgiyi vermektedir (Broderick ve Clayton, 1997). Ancak daha pratik olması bakımından laktasyondaki inekler için sütte üre bakılması tercih edilmektedir. Düvelerde henüz süt salgısı gerçekleşmediğinden plazma üre düzeyine bakılabilir. Plazma üre nitrojen ve süt üre nitrojen değerleri tipik olarak sırasıyla 16,2 ve 14,8 mg/100 ml olarak belirtilmiştir (Broderick ve Clayton, 1997). Bu manada, kan ve sütteki üre düzeyinin yüksek çıkması daima fertilite bakımından risk olarak algılanmaktadır. Bu sonuçlan destekleyen birçok araştırma mevcuttur.

Rasyondaki ham protein, 1- rumende hidrolize olan (parçalanan) protein RDP-rumen degradable protein) ve 2- rumende hidrolize olmayarak ince bağırsağa geçen protein (RUP – rumen undegradable protein) kısımlarından oluşur (Ensminger ve ark., 1990). RUP, rumende parçalanmadan ince bağırsağa geçtiği için by-pass protein ismini de alır. RDP ise, rumende tamamen parçalanarak ince bağırsağa geçemeyen ham protein kısmıdır ve rumen bakterilerinin beslenmesi için gereklidir. RDP, üre gibi protein olmayan nitrojen kaynakları olabileceği gibi yemlerde doğal olarak bulunan gerçek protein (amino asit) kaynağı da olabilir. Aşağıdaki tablolarda da bazı yemlerde bulunan proteinlerin by-pass oranları verilmiştir.

Düveler 12 aylık yaştan önce kızgınlık gösterir ve tohumlanması durumunda da gebe kalarak doğum yapabilir. Ancak bu durumda, düvenin buzağıyı (fetüsü) büyütmesi ve sağlıklı bir buzağı vermesi beklenemez. Düvelerin ancak uygun canlı ağırlık ve vücut yapısında olduklarında tohumlanarak gebe kalmaları gerekir. Düveler için uygun yaşa gelmiş olanlardan, yine uygun canlı ağırlık ve VKS şartlarına sahip olanlar tohumlanmalıdır. Düveler ancak bu durumda sağlıklı buzağı vererek optimal laktasyon performansı gösterebilirler. Farklı ırktan düvelere ait tohumlama yaş, CA ve VKS verileri aşağıda bildirilmiştir:

Düvelerin besin madde ihtiyaçları hesaplanırken, çevre faktörleri göz önünde bulundurulmalıdır. Düvelerin besin madde-enerji ihtiyaçları, barınak tipleri, mevsim, çevre çamur durumu, parazit varlığı ve rasyonda iyonofor kullanma durumuna göre değişmektedir (Fox ve ark., 1988; Howard ve ark, 1993). Kötü çevre şartlarında doğal olarak stres oluştuğundan, besin madde ve enerji ihtiyaçları artmaktadır. Örneğin, açık barınak tipinde ve yaz mevsiminde, parazitlerden arınmış ve etraftaki çamur varlığının ortadan kaldırıldığı ve rasyonda iyonofor kullanıldığı bir beslenme rejiminde 365 kg CA’ya sahip (817 gram GCAA) bir düvenin konsantre yem ihtiyacı 908 gram tane mısırdır. Ancak, kötü çevre şartlarında barındırılan (açıkta barınma, kış şartları ve aşırı çamurlu çevre) ve rasyonda iyonofor kullanılmayan aynı özelliklerdeki bir düvenin konsantre yem ihtiyacı ise 2859 gram tane mısır ve 227 gram soya küspesidir (Howard ve ark., 1993). Bu tür çevre şartlarına, çevre ısısı, rüzgar hızı, tüylerin uzunluğu gibi etkenlerde eklendiğinde düvelerin besin madde ve enerji ihtiyaçları tekrar gözden geçirilmelidir (Fox ve ark., 1988). Monensin ve lasolocid gibi iyonoforlar, yemden yararlanmayı ve GCAA destekler nitelikte özelliğe sahiptir. Düvelerde kullanılan iyonofor günlük NEb ihtiyacını 0,23 Mcal kadar azaltmaktadır (Crowley ve ark., 1991). İyonoforların antibiyotik etkisi dışında koksidiyozla mücadele konusunda da etkileri söz konusu olup, düve rasyonlarına katılması durumunda hedef tohumlama canlı ağırlığına (363 kg) 1 ay erken varılması gibi avantajı vardır (Kellems ve Church, 2002). Düve rasyonlarında iyonofor kullanımı, ülkemizde yasak olmasına karşın yemden yararlanmayı artıran bir etmendir. Bu manada, ülkemizde düvelerden elde edilen verilerin yurtdışındaki verilerle karşılaştırılması yapılırken bu konular dikkate alınmalıdır. İyonoforların ruminant rasyonlarında kullanılması, avantaj ve dezavantajları, Avrupa Birliği müktesebati ve diğer detaylar başka bir platformda tartışılması gereken konulardır.

Holstein ve Jersey ırkı düvelerin aylara göre KM tüketimleri, GCAA ve uygun iskelet gelişimi için önemli bir parametredir. Canlı ağırlık temelinde tüketilmesi gereken KM miktarları, düvelerin aşırı yağlı veya zayıf olmalarına engel olmak bakımından da önemlidir. Bütün bu parametreler, reprodüktif fonksiyonlarla da ilgilidir. Aşağıda, Holstein ve Jersey ırkı düvelerin yaşlarına göre KM tüketimleri verilmiştir.

Etiketler:

REKLAM ALANI
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz