Kuzularda Bakım ve Büyütme
- Koyun Yetiştiriciliği, Koyun-Keçi Besleme
- 5 Haziran 2024
- Yorum yaz
- 6.900 kez görüntülendi

Ana ve yavruları için doğumdan sonraki ilk 24-48 saat en kritik saatlerdir. Bu süre boyunca, ana ve yavru arasında kuvvetli bir bağ oluşur ve birbirlerini tanımaya başlarlar. Bu esnada kendiliğinden kopan göbek kordonu enfeksiyon bulaşma riskini azaltmak için dezenfeksiyon uygulanır.
Bundan sonraki en önemli nokta yeni doğmuş kuzunun doğumu izleyen ilk yarım saat içinde ağız sütünü (kolostrum) alması gerekir. Kolostum sağladığı enerji, protein, vitaminler, mineraller ile yeni doğmuş kuzuda mevcut olmayan bağışıklık sisteminin gelişmesi için çok önemli bir faktördür. Kolostrum aynı zamanda laksatif bir etkiye de sahip olup, sindirim sistemindeki birikmiş atık maddelerinde dışarı atılmasını sağlar.
Kuzular doğduklarında vitamin A düzeyleri düşüktür bu noktada kolostrum zengin bir vitamin A kaynağıdır. Doğumdan sonraki immünolojik faaliyetler kolostrumdan ince bağırsaklar aracılığı ile kuzuya geçen gammaglobulin tarafından sağlanır. Bu nedenle kuzunun doğumdan sonraki ilk 6-10 saatlik dönemde mümkün olduğu kadar fazla kolostrum tüketmesi çok önemlidir. Yeni doğan kuzuların vücut ağırlığının en az %5’i kadar kolostrumu doğumu takip eden ilk 12 saati içinde 2 veya 3 kez yapılacak besleme ile alması gerekir (bazı kaynaklar bu miktarı yaklaşık vücut ağırlığının %10’u olarak önermektedir). Bundan sonra kuzu kendi bağışıklık sistemini geliştirmeye başlar ve kolostruma bağlı olmaktan kurtulur. Ayrıca ince bağırsakların antikor absorbe etme yeteneği doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde en yüksek olup, giderek ve hızla azalır. Kolostrumun ikinci ve önemli yararı da yeni doğmuş kuzuda sıcaklık kaybı nedeniyle hızla tüketilen enerjiyi yerine koymasıdır. Bu durum özellikle doğum çok soğuk iklim koşullarına rastladığı dönemlerde önem taşır. Zira yeni doğmuş kuzularda bacakların vücuda göre oranı daha fazladır. Vücut ısı üreten enerji bölgesi olması nedeniyle bu dönemde enerji üretimi yeni doğan kuzularda dışarıdan alınan enerjiye bağlıdır.
Kuzularda özellikle süt içme döneminde yüksek bir yaşama gücü sağlayabilmek için doğumdan sonraki 3-4 günde ürettikleri kolostrumu mutlaka tüketmelidirler. Kuzular 3-4 saat ara ile her seferinde 60-110 g kolostrum almalıdırlar. Kuzunun anası ölmüş veya kolostrumu yeterli değilse ilk 24 saat için 450 g kolostrum almaları sağlanmalıdır. Koyun kolostrumun yeterli olmadığı durumlarda keçi ve sığır kolostrumu da kullanılabilir. Ayrıca dondurulmuş kolostrum da aynı amaç için kullanılabilir. Kolostrum derin dondurucuda uzun süre aktivitesini koruyarak saklanabilir.
Kuzulara mümkün olduğu kadar erken dönemde kaba ve kesif yemler verilir ve bunları tüketmeye alıştırılır ise işkembedeki bakteriyel faaliyet ve geviş getirme işlemi teşvik edilmiş olur. Kuzuların gerçek anlamda kaba ve kesif yem değerlendirmesi 20. haftadan sonra başlar. Başlangıçta çok az olan kesif ve kaba yem tüketimi giderek artar. Bu tür yemlerin tüketimini etkileyen önemli bir faktörde kuzunun anasından emdiği süt miktarıdır. Kuzulara verilecek kesif yemin hazırlanmasında çeşitli dane yem ve küspelerden yararlanılır. Kuzu büyütme amacıyla hazırlanan yem karmalarında protein oranının %18 dolayında olması gerekir. Kuzu yeminin kabaca kırılmış olması yemin içeriğinde bulunan maddelerin sindirilmesini kolaylaştırmak bakımından yararlıdır. Kuzularda büyütme yeminin pelet formda hazırlanması da mümkündür. Çok ince öğütülmüş yemler tozlanmaya neden olmasının yanında özellikle kaba yem tüketiminin yeterli olmadığı durumlarda rumen bozukluklarına da yol açabilir. Ayrıca bu tip yemler yenirken ağızda hamurlaşabilirler.
Kuzulara kesif ve kaba yemler genellikle ayrı ayrı verilir. Kaba yem olarak mümkünse iyi kurutulmuş, bol yapraklı kuru yonca tercih edilmelidir. Kaba yem parçalar halinde kıyılarak verilirse yem kaybı büyük ölçüde önlenir. Diğer taraftan kuzulara kaba ve kesif yemi birlikte içeren komple rasyonlarda hazırlanmaktadır. Bu sayede kaba ve kesif yem tüketiminin kontrolü sağlanmakta ve yem kaybı önlenmektedir.
Kuzulara içirilecek sütün miktar ve süresini etkileyen birçok faktör vardır. Analarının sağılmadığı yetiştirme sisteminde kuzular 3-4 ay hatta daha fazla bile analarını emebilmektedirler. Koyun sütünün ekonomik bir önemi olan bölgelerde ve yüksek süt verimli ırklarda kuzular 3-4 haftalık iken sütten kesilip, koyunlar sağıma başlanmaktadır. Kuzuların sütten kesilme çağının saptanmasında süre kadar kuzunun ulaştığı canlı ağırlık da önemlidir. Erken sütten kesilme zorunluluğu olan işletmelerde kuzuların doğum ağırlığının en az 3-4 katına yani 10-12 kg’ a ulaşması beklenmelidir. Doğumun belli bir zaman aralığında gerçekleştiği sürülerde sütten kesme işleminin kuzular doğum tarihine göre gruplara ayrılarak yapılması doğru olur. Sütten kesme birden yapılabileceği gibi tedricen de yapılabilir. İkinci halde önce emiştirme sayısı azaltılır, sonra bir süre sadece akşamları olmak üzere hayvanlara sağım sonrası boş meme bırakılır. Sütten kesmenin tedricen yapılması kuzularda sütten kesim sonrasında genellikle görülen stresi azalttığı gibi anaların süt verimini de teşvik eder. Zira kuzunun emmesi analarda süt verimini teşvik eden önemli bir faktördür. Bu nedenle çoğuz doğuran koyunların daha fazla süt üretme eğiliminde oldukları bilinmektedir.
Süt içirme sistemleri; işletmenin tipi, üretim yönü, koyun sayısı, barınak şekli gibi birçok faktörün etkisi altındadır. Bazı işletmeler kuzuları sürekli analarıyla birlikte bulundururlar. Eğer anaç koyunlar meraya gidiyorsa geceyi analarıyla birlikte geçiren yavrular gündüz analarında ayrılırlar. Koyunlar akşam işletmeye döndüğünde kuzuları ile buluşturularak emiştirme işi gerçekleştirilir.
Kuzuların süt içme döneminde bir yandan kesif yemden yararlanırken, bir yandan da analarını emmeleri için ara yemleme (creep feeding) adı verilen bir sitem kullanılmaktadır. Bu sistemde barınaklar ancak kuzuların geçebileceği büyüklükte parmaklıklar ile ayrılır (Şekil 5.9). Böylece kuzular istedikleri zaman kesif yem bulunan bölmeye geçerek yem yiyebilir ve gerek duyduğunda ise analarının yanına dönebilirler. Bu sayede kuzulara verilen yemin anaç koyunlar tarafından tüketilmesi önlenmiş olur. Ancak kuzuların anarını gönüllü olarak terk edip yem tarafına geçmeye alışmaları zaman alabilmektedir.
Meralandırma döneminde de benzer işlemden yararlanmak için ara otlatma (creep grazing) denen bir sistemden yararlanılmaktadır. Daha çok entansif koyunculuk yapılan kimi ülkelerde uygulanan bu sisteme göre işletmenin en iyi meraları sadece kuzuların geçişine olanak verecek genişlikte parmaklıklar ile bölmelere ayrılmakta böylece kuzular daha önce koyunlar tarafından kirletilmemiş meralardaki otları yiyebilmektedirler. Mevcut koyun ve kuzu sayısına göre çeşitli genişlikte yapılan bölmeler birkaç gün aralıklar ile otlatılmakta ve diğer bir bölmeye geçilmektedir. Belli bir süre birlikte bulundurulan koyun ve kuzular bir süre sonra birbirlerinden ayrılmakta, sadece geceleri veya emiştirme zamanı bir araya gelmelerine izin verilmektedir.






Henüz yorum yapılmamış.